Bu içeriği değerlendirin.
Okuma Süresi
3 dakika

Agamede robotik sistemi, COVID-19 tanısını hızlandırmaya yarayan bir sistem. Ayrıntılar haberimizde

Mitsubishi Electric, Labomatica ve Perlan Technologies işbirliğiyle Polonya Bilimler Akademisi Biyoorganik Kimya Enstitüsünde geliştirilen Agamede robotik sistemi, SARS-CoV-2 tanısını hızlandırıyor. Sistem, yapay zekâ ile donatılmış ileri düzey otomasyon teknolojisi sayesinde günde 15 bin örneği test etme kapasitesine sahip. Teknoloji; yeni ilaç araştırmaları, kişiye özel kanser tedavileri ve hatta kozmetik formüller geliştirme gibi diğer uygulama alanlarında da kullanılabilecek.

Sistem nasıl işliyor?

 Tarihteki ilk kadın bilim insanı olarak kabul edilen Agamede, Polonya Bilimler Akademisi Biyoorganik Kimya Enstitüsü’nde geliştirilen laboratuvar otomasyon sistemine verilen ismin ilham kaynağı oldu. Laboratuvar süreçlerinin otomasyonu yaygın bir uygulama olmakla birlikte Agamede robotik sistemi, otomasyon ve yapay zekâyı (AI) birleştirerek kapalı devre deney ortamı sunmaya başladı. Deneyleri hazırlayan robotlar, Labomatica Gene Game yazılımıyla belirli zamanlarda sonuçları okurken diğer taraftan verileri yorumluyor ve sonraki deney döngüsünü bağımsız bir şekilde hazırlıyor. Böylece araştırmacılara sadece soruyu tanımlama, deney sistemini tasarlama ve sistemin sorunsuz çalışmasını takip etme görevleri kalıyor. Robot Agamede ise günde 24 saat çalışarak deney yapıyor ve sonuçları bildiriyor.

Yapay zekâ ve otomasyonun yüksek hızlarda çıktı üretebilen bir sistemde birleşimi bir atılım olarak öne çıkıyor. Çoğu otomatikleştirilmiş yüksek hızlı çıktı sistemi, bir döngü tamamlandıktan sonra bir operatörün sonuçları okumasını ve bir sonraki deney dizisini planlamasını gerektiriyor. Agamede ise bunu bağımsız olarak insan müdahalesi olmadan yapabiliyor.

İnsan müdahalesi olmadan deneyleri yorumluyor

“Yapay zekâ modülü sayesinde Agamede, sadece matematiksel modellere dayanarak insan müdahalesi olmadan deneyleri yorumluyor” diyen sistemin mucidi ve baş mühendisi Prof. Dr. Radoslaw Pilarski sözlerini şöyle sürdürdü: “Sistem; merkezi teşhis laboratuvarları, tıbbî ilaç geliştiren ilaç şirketleri ve hastaya özel terapileri araştıran onkoloji laboratuvarların yanı sıra biyo-proseslerin optimizasyonu için kimya ve biyoteknoloji şirketlerinin Ar-Ge departmanlarında kullanılabilecek.”

Laboratuardan bir görüntü

 Agamede ile günde 15 bin test yapılabiliyor 

IBCH PAS’ın kurulduğu günden beri RNA ve DNA nükleik asitleri üzerine çalıştığını ve SARS-CoV-2 tanı süreçleri için gerekli olan tüm ekipman ve imkânlara sahip olduklarını söyleyen IBCH/PAS Direktörü Prof. Marek Figlerowicz; “Enstitümüz, Polonya’da SARS-CoV-2 tespiti için test geliştiren ilk kuruluş oldu. Kısa bir süre sonra Agamede’nin otomasyon yeteneklerini testlerimizle birleştirmeye karar vererek bir günde 15 bin örneği test etmemizi sağlayan bir hızlı teşhis protokolü geliştirdik. Akredite edilmiş bir teşhis laboratuvarına sahip olmamamıza rağmen inanılmaz bir sonuç elde ettik, çünkü bir insan bir günde en fazla birkaç yüz numune analiz edebiliyor. Agamede ile ise 15 bin test yapabilmeyi başardık” dedi.

Projedeki disiplinlerarası yaklaşım dikkat çekici  

Agamede projesinin robotik, bilgisayar bilimi, endüstriyel tasarım, matematik, biyoloji ve kimya dünyalarını bir araya getiren disiplinler arası; zaman baskısı olmasaydı bile karmaşık bir proje olacağını söyleyen Mitsubishi Electric Robotik Mühendisi Tomasz Scholz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birçok projede geçerli olduğu üzere en büyük güçlük hedefi ve hedefe nasıl ulaşacağımızı tanımlamak oldu. Cevap ise farklı uzmanlık alanlarından insanların aynı düzeyde iletişim kurarak beklentileri netleştirecekleri ortak bir teknik dil bulmaktı. Soyut kavramlarla düşünen akademik dünya ile tipik olarak sabit bir sistemi takip eden endüstriyel dünya arasında köprü kurmak sıklıkla zor bir görev oluyor, ancak biz de bunu başardık.”

Deneyler dünyanın herhangi bir yerinden seyredilebiliyor

Agamede’nin tasarımıyla Antik Yunan’a atıfta bulunduklarını, başta bilim dünyasındaki kadınlar olmak üzere bilimsel düşünmenin başlangıcına gösterdikleri bir saygının bir ifadesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Radosław Pilarski, planlamada sistemin yerleştirildiği laboratuvar alanına da önem verdiklerini vurguladı ve sözlerini şöyle tamamladı: “Çoğu laboratuvarda penceresiz olan, aseptik hücre kültürü için kullanılan temiz odaya tamamen yeni bir görünüm kazandırılarak yerleşik standartlardan ayrıldı. Dikkatle kapatılmış büyük pencereler sayesinde ortam çok iyi bir şekilde aydınlatılıyor. Eklenen cam panellerle temiz oda tulumları giyilmeden sistemin sürekli gözlem ve kontrol altında tutulması sağlanıyor. Ayrıca çalışmada kullanılan yüksek çözünürlüklü 4K monitörler ve kameralar sayesinde Agamede ve yapılan deneyler dünyanın herhangi bir yerinden uzaktan izlenebiliyor.”

Tekno Safari YouTube kanalına abone olmayı unutmayın!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz